Ülkücü Duygusallık ve Kahrolsun
- Eklendiği Tarih 27 Ocak 2012 Kategori Fikir Yazıları
- |
- Ekleyen admin
- |
Bizim ülkücü camianın duygusallığını bilmeyen yoktur. Öfkeyi duygusal yaşarız, acıyı duygusal, coşkuyu duygusal. Aşırı duygu yoğunluğu genetiklerimize kadar işledi desek mübalağa etmiş olmayız yanılmıyosam. En yaygın sloganımızdan, en kapsamlı akademisyenlerimizin makalelerine kadar sinmedi yer yok bu duygusal yoğunluğun.
Fikirler akıl ve duygu ortak hareket eden yapılardır. İkisi birbirinin tamamlayıcısıdır. Bazen yarı yarıya, bazen isse biri diğerine göre daha fazladır oran bakımından. Ancak her ne şekilde olursa olsun azami oran bellidir ve aşılması halinde fikirsel bir duraksama, gerileme baş gösterebilir.
Bu paragrafımızdan hareketle; Ülkücülüğün akıl/duygu oranı ne olmalı dersiniz? Bu oranlar bizde yeterli oranda mıdır? Yoksa 5′te 4′ümüz duygu, 5′te 1′imiz akıl olarak mı kalmıştır? Ülkücüler akıllı mıdır, yoksa duygusal mı? Soruların cevaplarınıda yine kendimiz vermiş olduk. Ama meselemiz zaten var olanın tekrar göz önüne getirilmesi çabası değil midir? Konumuza dönersek; cevaplarını bildiğimiz yukarıda ki soruların nedenlerini sorgulamak birinci dereceden gereklilik olup çıktı. En ufak bir anlaşmazlıkta dahi sinirlenip öfke nöbetlerine giren; hatta işi daha ileriye götürüp adres vermek suretiyle bir düelloya çağıran bir grup haline dönüştü ülkücü hareket. Bu aşırı duygu yoğunluğu gittikçe ilerleyerek artık bütün topluma “ben ve diğerleri” şeklinde bakışa dönüşmekle beraber; herşeye öfkelenmenin körüklenmesi ile sonuçlandı ve olur olmadık yerlerde “kahrolsun” sesleri sıradan bir tepki, haykırış oldu.
Bu kahrolsun meselesi bize göre bu duygu yoğunluğundan evet… -Tabi işin doğrusunu açıklamak ehline düşer- Kahrolsun bir kaçışın dışavurumudur. Kendisi haricinde herkesin kahırla dolmasını, kahır çekmesini istemek sağlıklı bir grup davranışı değildir. Topluluk psikolojisi dolayısıyla bu kahrolsun bedduası aklı ön planda tutan ülkücüleri de etkilemektedir. Çünkü aklıyla ülkücü olmak isteyen bir şahıs, temel görüşleri ve doktriner sistematiği aklı ile tasdikleyip idrakına yazdığı vakitten sonra; kendisiyle aynı değeri taşıyan insanlar ile iç içe olmak isteyecektir. Fakat aynı cevheriyata sahip grupta bir farklılık vardır. Grup akıl sahibinin uğraşı verdiği şeyleri baştan kabul etmiş, hükmünü vermiş, ipi çekmiştir: “Kahrolsun!” Akıl ehli de haliyle yavaş yavaş duygu oranının yüksek çözücü özelliği ile etkilenip gitmektedir.Yada akıl sahibide muhalif(=hain) ilan edilerek ötekileştirilmektedir.
Şüphesiz bu taşmış duyguları anlatan slogan sadece “Kahrolsun!” değildir. Biz en yakışmayanı olarak bunu seçtik. Çünkü bir iman eri kimsenin kahrolmasını istemez, istememeli. (bu da ayrı bir tartışma konusudur) Hükmü hemen veren, karşıdakini yargılayan sloganlarımız yeterince var yoksa. Ama bu kahrolsunun lügatımızdan kaldırılması gerektiğini düşünmekteyiz. Bizimde duygusal hükmümüz budur.
Kahrolsunun hükmü kaldırılması yok edilmesidir ki asıl mesele ondan sonra başlayacaktır. Duygusal yoğunluk oranının azaltılması, akli oranın arttırılması gerekecektir. Bu konuda ise iş akıl sahiplerine düşmektedir. Duygunun aşırı basıncının yarattığı öfkenin alınması için akıl grubunun çözümler üretmesi gerekmektedir. Çünkü Allah Korusun bu duygu kendimize daha fazla zarar vermemize sebebiyet verebilecek kadar güçlüdür. En etkili ilaç ise “iman eri” kavramının yeniden hatırlanıp gönüllere işlenmesi olacaktır.
Serdengecer.com
Bir önceki yazımız olan Türk Milliyetçilerinin Hafızasını Güncellemek Gerek !.. başlıklı makalemizde milliyetçiler, milliyetçilik ve türk milliyetçileri hakkında bilgiler verilmektedir.


yazının verdiği mesaj penceresinden bakıldığında; üstün niteikli ve gercekleride gözardı etmeden kaleme alınmış, eksikliklerine rağmen çok ğüzel mesaj içeriği olan bu yazınızın önerme bölümünde sınıfta kaldınız. çünkü dünyamız uzay çağını yaşıyor. orada iman eri yerine pedegojik formasiyon kazandırmalı gibi bağlanabilirdi, bu güzel yazı…
Değerli gönüldaşım yorumunuz ve ilginiz için teşekkür ederim. Yalnız takıldığım şu nokta var: modern uzay çağında olmak iman eri kavramının modasını mı geçiriyor?
Hayır, kesinlike hayır, inananç ayrı bir konu, bilimsellik ayrı bir konu . siz çok güzel bir bilimsel yazı ele almışsınız; güncel ve özellikle Ülkücülerin dikkata alması gereken bir mesaj içeriyor. Bunu takdir etmek lazım, şahsen ben Bilimsel olarak ele alınan bu yazının , önerme kısmıyla çeliştiği kanaatindeyim . hepsi bu…
Çelişme demeyelimde geleneksel söylemle anlatmak diyelim o zaman:) E önermelerin altınıda sizler dolduracaksınız gönüldaşım
Eyvallh , Gardaşım benim…