Ara Bilanço: Ülkücüler ve İslâmî Eğilimler

- Uçlara Savrulanlar / Dehlizlerde Kaybolanlar -

Ülkücü Hareketin İslamlaşma Süreci olarak adlandırdığım ve yaklaşık 1200 yıllık tartışmalara konu olmuş sürecin hep pozitifi yönde geliştiği söylenemez. Bu sürecin yaşadığı süreçlerde bazen kırıcı tartışmalar yaşanmış; birbirlerinin dostu, ülküdaşı olan insanlar hayatlarının bir safhasında, dinî tarzlarından kaynaklanan farklılıkları hazmedemeyip birbirlerine ağır suçlamalar yöneltebilmişlerdir. Artık ahirete intikal ederek hesap defteri kapanmış isimlerin bu konudaki polemiklerini güncelleme nezaketsizliğini sergilemek istemediğim için bu tartışmaların günümüzde yaşanan örneklerini, anonim örnekleri gözönüne alarak yansıtmak istiyorum.

20 Şubat 2012
Okunma
bosluk

Düşler Kuralım Ülküdaşım

Uykularım bölünüyor…

Günden güne ufkumuzun sınırları daralıyor, göğsümüz sıkışıyor…

Ruhumuzu doyurmuyor “batılı” kelamlar…

Gönlümüz hazzetmiyor “polemiklerden”…

Çileye hasret kaldık…

“Dengeler adına mı” bu sessizliğimiz?

19 Şubat 2012
Okunma
bosluk

Ülkücü Kimliği Yitirmeden İslâm’ı Yaşamak

- S. Ahmed Arvasî ve Türk-İslâm Ülküsü -
Ülkücü hareketin İslâmîleşmesi sürecinde, Necip Fazıl’ın şeyhi olarak bilinen S. Abdülhakîm Arvasî’nin akrabalarından olan S. Ahmed Arvasî (1934-1988) çok önemli bir rol oynamıştır. Eğitim Enstitüleri’nde yıllarca öğretim üyeliği yaparak yüzlerce öğrenci yetiştiren ve mesajlarını, öğretmen olarak yurdun her tarafına dağılan öğrencileriyle en ücra köşelere kadar ulaştıran Arvasî, ilk baskısı 1967 yılında yapılan “Kendini Arayan İnsan” gibi felsefi kitapları ve determinizm, hürriyet, hayat, akıl, bilgi, zekâ, zaman, mekân, varlık, yokluk, oluş gibi felsefî meselelerde orijinal görüşleri olan seçkin bir aydındır. Yazı ve kitablarıyla felsefenin ülkücülerin ilgi alanına az-çok girmesini sağlamış ve henüz 30’lu yaşlarının başında, 1965’de kaleme aldığı “İleri Türk Milliyetçiliğinin İlkeleri” adlı çalışma gelecekteki eserlerinin habercisidir.

17 Şubat 2012
Okunma
bosluk

Ülkücü; Yüreğinde Sevda Taşıyandır…!

14 Şubat Dünya’da sevgililer günü olarak kutlanmakta…
İster, kapitalizmin piyasayı, suni talep oluşturarak alış verişi canlandırması deyin,isterse başka bir şey…!
Çevremde bu günün etkisinde kalan, sevdiğine, sevildiğini hissettirmek isteyen her kesimden çok kişiye rastlıyorum.
Ülkücü olmamız hasebiyle, sevda bizim ilgi sahamızdadır.
Son zamanlarda ülkücü tanımı terminolojisine bir katkıda ben sunayım.
‘’Ülkücü; yüreğinde sevda taşıyandır…!’’
‘’Bozkurt’ça seven,Asena’ca sevilendir…!’’

14 Şubat 2012
Okunma
bosluk

Türk-İslâm Sentezi’nin Tezi Ne ve Antitezi Nedir ?

Sıcak gündem bambaşka mecralarda seyrederken, kökü 100 yıl öncesine kadar giden teorik meseleler üzerinde düşünmek ve bu konuda kalem oynatmak pek ‘heyecanlı’ bir uğraş sayılmaz. Ancak, başladığım bir konuyu yarıda bırakmak gibi bir âdetim olmadığı için, gündemi izlemekle yetinerek Türk/İslâm Ülküsü’ne giden yolun duraklarında gezinmeye -ve okurları gezindirmeğe- devam edeceğim.

Bu yazı serisine devam ederken haberdâr olduğum iki konu, entellektüel bir yaklaşım ile bakıldığında aslında ne kadar verimli bir alan ile karşı karşıya olunduğunun kanıtı oldu. Yüzyıl öncesinin Türkçü/İslâmcı “İslâm mecmuası” ile Namık Kemal’in “Türkçe’nin fethedici gücü” hakkındaki tesbitleri üzerine oturulup bir tez yazılsa yeridir.

14 Şubat 2012
Okunma
bosluk

Türk-İslâm Ülküsü’nün Teorik Temelleri

- Öncü İsimler, Geliştirilen Tezler, Süregelen Etkiler -

Ülkücü hareketin İslâmî eğilimlerinin köklerini incelediğimizde, Türk fikir hayatının -en azından- son yüzyıllık sürecini ele almak gerekecektir. Bunun ise değil bir makale, kitab boyutunda ele alınsa bile, noksan kalması kaçınılmazdır. Nitekim, önceki yazımda yaptığım -ve çoğunluğuna katılmadığımı ifade ettiğim- alıntılara eklediğim birer cümle1ik muhalefet şerhlerimi biraz olsun açsam, sadece o yazının bir kitapçık boyutunu bulması kaçınılmazdı. İşte bu sınırlamalar nedeniyle, Türk-İslâm Ülküsü’nün Teorik Temelleri başlığını koyduğum bu yazımda da bir özetleme yapmak zorundayım. Bu özetlemeyi yapılırrken konu, İslâm, Türklük ve ülkücü gelenek açısından önem taşıyan bazı isimler çerçevesinde ele alınacaktır.

11 Şubat 2012
Okunma
bosluk

Ülkücü’nün Anlaşılmaması Üzerine

Bilgi amel ile vadır. Amel içermeyen bilgi anlaşılmamıştır ve bilinmesi herhangi bir fayda getirmez. Zira bir sağıra notaları, akabinde bütün ezgi bileşimlerini, müzik makamlarını öğretseniz de o müzikten hiçbir tat alamayacak, tat alamadığı gibi müzikte yapamayacaktır.

Bu gerçeği göz önünde bulundurur isek; kültür, örf, aidiyet, millet olma bilinci gibi hassasiyetlerimiz ve bilgilerimizi birtakım grubun neden anlamadığını, hafife aldığını kavrayabiliriz. Herkesin algısı bir olmadığı gibi; herkesin dünyasıda bir değildir.

Ülkücü Camia’nın anlaşıl(a)mama kaygısı mevcuttur herkesin bildiği gibi. Bizim yıllanmış sevdamızdır anlaşılma aşkı. Anlaşılmadıkça depreşir, depreşir, yeri gelir yakar; yeri gelir isyana dönüşür.

10 Şubat 2012
Okunma
bosluk

ŞANLI DAVANIN KAHRAMAN YİĞİTLERİ, DESTANLAŞMIŞ HAREKETİN GÖNÜL FEDAİLERİ…

Aziz Ülküdaşlarım, muhterem gençler!

Bu yazımda, sizlere, Ülkücü şehitlerle alakalı hatıralarımdan bir  demet sunmak istiyorum. Bunlardan bazılarını, geçmişte bazı yayın organlarında (Yeni Düşünce, Milliyetçi Çizgi ve Ortadoğu) değerli dava dostlarıma   takdim etmiştim. Okuma imkânı bulamayanlar, okuyup da unutanlar için bir defa daha paylaşmak istedim. Ümit ederim makbule geçer… Düşünerek, üzülüp kederlenerek ve aynı zamanda da övünerek mütalaa edeceğinizi  biliyorum… Bunlar ise, çok güzel, önemli ve değerli duygulardır. Düşünmek… Beyin çalıştırmak… ve ona üretim yaptırmak… Üzülmek… Ruha hayat hakkı tanımak… Ve  dolayısıyla  insan olduğumuzu unutmamak… Övünmek…maziden güç alıp, istikbale daha emin adımlarla yürümek….

10 Şubat 2012
Okunma
bosluk

Lekesiz Bayraklar…

Alparslan Türkeş’in, kavga devrindeki etkili salon konuşmalarını süsleyen bu cümlenin ilk bölümü, bundan 40 yıl kadar önce binlerce genci bir anda coşturmaya yetiyordu. Salona sığmayan Ülkücü yüzbinler de Türk milletinin en önemli kutsallarından biri olan Türk bayrağına benzetilmekten memnundu, gururluydu. Cümlenin ikinci bölümü ise uyarı amaçlıydı ve Başbuğ, bu lekesiz Bozkurtlarına bayrak gibi istikrarla dalgalanmayı, hep yükseklerde kalmayı telkin ediyordu.

Ülkücüler, o günden bugüne asimetrik bir psikolojik savaşın mağdur tarafı oldular. Çünkü bu savaş, Ülkücülerin en zayıf oldukları alanlarda, en acemisi oldukları silahlarla yürütülmüştü. Bu alan, basın yayın ve medya alanı, silahlar ise kalem, kağıt, klavye ve ekrandı.

8 Şubat 2012
Okunma
bosluk

Tarif

Bir nesil türedi düşman başına
Kimi dinsiz,kimi Türk’süz Ülkücü!
Boş nazarla bakıyoruz yarına
Kimi günlük,kimi dün’süz Ülkücü!
..
Sustukça ölüsün,sustukça yoksun
İsteyen kızarsın,ister dinlesin
Ne olursa olsun,hali anlasın
Yorulmuş,üzülmüş,dil’siz Ülkücü!

7 Şubat 2012
Okunma
bosluk
Türk Milliyetçiliği Son Yazılar FriendFeed

DUYURU

Sitemizde Makale, Şiir, Deneme yazılarınızı yayınlamak, sürekli yazar olarak aktif rol almak veya yazı yazmadan editör olarak çalışmak isteyenler serdengecer@windowslive.com adresine mail atabilirler. İlginiz İçin Teşekkür Ederiz

Sayaç

Social Widgets powered by AB-WebLog.com.