Anasayfa » Fikir Yazıları » Gönül Bağlarının Tamiri İçin!..

Gönül Bağlarının Tamiri İçin!..

İnsanı eğitmek zor iştir. İnsan genetik olarak kendisine verilen gücün farkında olduğundan olsa gerek, başka bir insanın kendisine verdiği tembihlere hemen kulak asmaz. Nasihat eden her ne kadar hikmetli sözler söylese de, nasihati alan kişi gayetten saygı duyuyorsa veya gönül bağı varsa ancak o vakit söz dinleyecektir. Yani nasihati verenin hikmeti ve sözünün güzelliği ikinci plandadır her zaman. Bu sebepten ötürü, nasihat vereceğimiz vakit arada gönül bağının mutlak olması gerekmektedir bize göre.

 

Gönül bağı demişken, ülkücülere nasihat vermeden evvel, ülkücü hareketin içerisinde ki gönül bağına da göz gezdirmek iyi olacaktır. Türk Milliyetçiliği’nin fikri dünyasında ve/veya “Ülkücü” olarak kendini tanımlayan insanların arasında yeterli gönül bağı var mıdır? Var ise kanıtı neler, yok ise nereden anladık ve neden yok? Evvela şahsi fikrimizi söyleyelim ki, gönül bağlarımızın sayısı çok… Ancak bağların çokluğu yanında hepsi zayıf maalesef… Hareketin gönül dünyası yavaş yavaş küçülmekte…

 

Hikmeti ortaya çıkaracak olan gönül bağı dedik. Peki gönül bağını ortaya çıkaracak olan nedir? Burada da ortaya kelam, his ve kalem üçlüsü devreye girer. Hissedecek, kelamını edecek yinede cevheriyatı yansıtamayıp kaleme dökecek olan edebiyatın edebini hayatının merkezine koymuş, gönlü Türk milliyetçileri ile olan edebiyat işçilerine gerek bulunmaktadır. Zaman eski kelamların, eski kalemlerin üzerinden çok şey geçti. His yerinde duruyor tabi… Ancak hisleri taşıyan bağlar zayıf dedik. İşte bu nitelediğimiz bağları tamir edecek edebiyat işçilerine ihtiyaç var acilen. İçinde ki Büyük Ülkeyi, ülkü özlemini, Kerkük’ü Urumçi’yi yurdun her yanını ayrı bir güzellikte sevecek kadar büyük gönülleri olan şair, yazar, edep timsallerine ihtiyaç var.

 

Türk Milliyetçiliği dediğin binlerce yıldır yürünen bir yol. Bu yolda her daim çıkmıştır bu edep işçileri. Fakat bugünlerde azalmıştır onlar. Hiç mi yok peki? Var elbette ama gönül bağları incelmiş, kırılacak gibi.. Ozan Arif’i örnek verebiliriz incelmiş bağ konusunda. Taze kan meselesi diyelim birazda. Yeni bir ses, yeni bir yorum, yeni sözler iyi gelecek, sifalı sözler ile iyi edecektir ülkücülerin gönüllerini.

 

Hikmet ehli olan düşünür, aydın ve yazarlarımızın “okunmama” ve “kulak asılmama” sitemlerine birde bu açıdan bakmaları gerekmektedir. Bilmemiz gereken şudur; 5 tane sempozyum düzenlesek dahi bir “Kürşad Marşı”nın etkisini bırakamayız gönüllerde. Yeni Kürşad Marşları çıkmadığı sürece de istediğimiz kadar akademik konuşalım, bilimsel çalışmalar yapalım, bu yörüngede yeni beyinler yetiştirelim hikmet gönüllere akmayacaktır. Son yıllarda tüm ülkücülerin ortak söylediği, sağ baştan ezbere bildiği kaç tane şiir var, kaç yazı var, okuduğu kaç öykü var? Allah’tan sanatçılarımız “nispeten” bu açığı kapatmaktalar. Ama dediğimiz gibi onlarda bu bağları tamirde tek başlarına yetersizlerdir.

 

Bu yazı kısa bir beyin fırtınasıdır, hikmetin bilinmesi, değerini görmesi için aşılması gereken engellerden sadece biridir. Bu engel bir an öce aşılmalı ama… Evvela edebiyat işçisi ülkü erlerinin elinden tutmak gerekmektedir. Yani edebiyata sevdalı gençlerimizin gönlünü kazanmak, gönüllerini genişletmek, onlara Mehmet Emin’den Niyazi Yıldırım’a tüm cevheriyatı öğretmek; ondan sonra gönül bağlarının tamirini onlardan beklemek gerekmektedir. Yoksa düşünür 2000 yıllık yazsın, sadece şişe içinde denizde yüzen mektuba benzer.

Serdengecer.com

Bir önceki yazımız olan Türk Milleti ve Türk Milliyetçilerindeki Eksen Kayması başlıklı makalemizi de okumanızı öneririz.

Kategoriden Diğer Yazılar

Bu Kategoride Başka Benzer Yazı Yok
Yorumlarınızı Esirgemeyin 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>