İnnallahe ve melâiketehû yusallûne âlennebiy, ya eyyühellezine âmenû sallû aleyhi ve sellimu tesliyma. (Muhakkak ki Allah ve melekleri, nebîsine çok salat ederler… Ey imân edenler, siz de O’na salat edip layıkiyle selam verin…)
Yukarıda ki ayet-i Kerime’nin bize hükmü olarak Allah’ın Rasulune salavat getirmemiz emrolunmuştur. Bizlerde bu ayet hükmü ile Fahr-i Kâinat efendimize bolca salavatı kendimizden esirgemeyelim.
Evet. Bugün Mevlit Kandili gönüldaşlarım. Güneş takvimine göre bundan tam 1431 yıl önce Mekke’de dünyaya gelen Muhammed Mustafa; hak dinin tamamlayıcısı, bütün hakikatlerin özüdür. Onun dünyaya gelişi inananların sevinci ve İslam’ın doğuşu olmuştur.
Bu günlerde hangi gazeteyi açsak, hangi haber kanalını izlesek, hangi internet sitesine girsek irili ufaklı bir çok kez hepimizin karşısına çıkmıştır bu cümle: ‘’19 Ocak’ta ne olmuştu?’’
19 Ocak’ta ‘’Allahın verdiği canı Allah’tan başkası alamaz’’ diye iman ettiğimiz bir hakikatimiz çiğnenmiş, insanlık ayaklar altına alınmış vel hasılı kelam düpedüz cinayet işlenmişti,evet. Ancak 19 Ocak’ta bir insanın güpe gündüz katledilmesi kadar aşikar başka bir gerçek vardır ki; 2007 yılından bu yana, 19 Ocak’lar Türk düşmanlarının, emperyalizm uşaklarının ve milliyetsiz halk yığınlarının buluşma günü olmuştur. 19 Ocak’lar Türk Milleti’ni, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni ve hatta Devlet-i Aliye’i Osmaniye’yi sevmeyenlerin, yüzyıllardır beslediği kini kusmak için bahanesi olmuştur. 19 Ocak’lar genç beyinlerimize empoze edilen ‘’milletim nev-i beşerdir , vatanim ruy-i zemin” safsatasının insanlarımız üstünde ne kadar tesirli olduğunu gösteren tam bir milliyetsizlik şahikası

“Etrafınızdaki çocuklarla, kendinizden küçüklerle konuşmağa tenezzül edin! Onlara anlatın! Herşeyi bilsinler! Siz onların bir hiç yüzünden ne kadar azab çektiklerini bilmezsiniz.” [1]
Ahmet Hamdi Tanpınar
1: Prof. Dr. Mine Tan –‘Çocukluk: Dün ve Bugün’ başlıklı bildirisinde [2], 20. yüzyıldaki ‘egemen çocuk paradigması’nın üç temel varsayım üzerine inşa edildiğini söyler:
Ortadoğu böyledir
Önce Sezar’ı alkışlar.
Sonra oğlu kadar Sezar’a yakın olup onu öldürenler arasında olan Brütüs’ü.
Sonra Anthony devreye girer. Sezar’ın cesedini gösterir ve bir konuşma yapar ağlayarak.
Onu da alkışlar Ortadoğu…
Sonra Anthony ‘nin arkasına düşer ve Brütüs’e savaş açar.
Roma İmparatorluğu Doğu Roma (Bizans) ve Batı Roma olarak ayrılmadan önce, Roma’nın topraklarının çoğunluğu Doğu’daydı.
Ortadoğu’da Tanrı korkusu söylemde, korkunun tanrılaşması eylemde hâkimdir.

Yazılarımıza zaman zaman inadına “Hepimiz Türkeş’iz” veya “Hepimiz Askeriz” gibi bir entelektüelin asla onaylamayacağı başlıklar atıyoruz. Bu da üçüncüsü…
Yazıların içeriğine bakma zahmetinde bulunmayanlara göre bu başlıklar, gazlı ve Şişli-Nişantaşı ironili sloganlardan ibarettir. Bu aceleci düşünce hükümdarlarına göre, Adamlar “Hepimiz Ermeni’yiz” dedikten sonra bir Milliyetçinin kafası bozulmuştur ve o da aynı tiz perdeden onlara karşılık vermektedir.
Dil olgusunu, felsefesinin merkezine yerleştiren feylesoflardan Heidegger (1889-1976) “verili dil” bahsi üzerinden okuyucusunu “dil, bizi konuşuyor” anlayışına muhatap bırakır. Dilin bizi konuşuyor olması, varoluşun devamlılığıyla ilişkilidir ve “verilmiş” olmasının ne zamanı hususunda kayıtlı bir bilgi yoktur. İnsanlık tarihi insan ile başlar. İnsan ve dil ile…

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin emektar ve efsanevî Cumhurbaşkanı muhterem Rauf Denktaş beyefendi Hakkın rahmetine kavuştu; uçmağa vardı.
Milletimizin başı sağ olsun!
Social Widgets powered by AB-WebLog.com.